Mahkum ve Mahkum Yakınları Bekliyor: Yeni İnfaz Düzenlemesi Ne Zaman Çıkacak?
denetimli serbestlik
Mahkum ve Mahkum Yakınları Yeni #İnfaz Düzenlemesinden Neyi Bekliyor?
11.Yargı Paketinin beklentileri karşılayamamasının ardından, yıllardır umutla bekleyen mahkumlar ve mahkum yakınları için yeni infaz düzenlemesi yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Kamuoyunda özellikle denetimli serbestliğin 3 yıla çıkarılması, #evde infaz ve #hafta sonu infaz gibi uygulamaların genişletilmesi yönünde güçlü bir beklenti oluşmuş durumda.
11. Yargı Reform Paketi Neden Beklentileri Karşılayamadı?
Geçtiğimiz Aralık ayı sonunda yürürlüğe giren 11. Yargı Reform Paketi, mahkumlar ve mahkum yakınları açısından beklenen rahatlamayı sağlayamadı. Bunun temel nedeni, geçmişte uygulanan Covid infaz düzenlemesinde sağlanan hakların kapsamının genişletileceği yönünde oluşan güçlü beklentiydi.
Özellikle Covid düzenlemesinden yararlanamayanların mağduriyetlerinin giderileceği yönünde verilen vaatlerin karşılıksız kalması, ciddi bir hayal kırıklığına yol açtı.
12. Yargı Paketinden Beklenenler Neler?
-
Yargı Paketinin yasalaşma sürecinin sonlarına doğru, 12. Yargı Paketi hazırlıklarının gündeme gelmesi kamuoyunda yeni bir umut doğurdu. Mahkumlar ve yakınları, bu yeni düzenleme ile başta denetimli serbestlik süresinin genişletilmesini bekliyor.
Bunun yanı sıra;
-
Ciddi sağlık sorunları yaşayan yaşlı mahkumlar için #evde infaz,
-
Eğitimine devam edenler veya ticari faaliyetlerini sürdürmek isteyenler için #hafta sonu infaz,
-
Cezaevi koşullarında temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlananlar için daha insani infaz modelleri
gibi talepler güçlü şekilde dile getiriliyor.
Denetimli Serbestlikte Türkiye Modeli
#Denetimli serbestlik uygulamasıyla ceza infaz sistemine kazandırılan yaklaşım incelendiğinde, dünya genelindeki benzer uygulamalar arasında en yüksek verimi alan ülkelerden birinin Türkiye olduğu görülmektedir.
Pişmanlık duygusuyla cezasını infaz eden ve kendisine tanınan bu imkânın kıymetini bilen pek çok mahkum, denetimli serbestlik sürecine uyum sağlamakta ciddi bir zorluk yaşamamaktadır. Ailevi sorumluluklarının ve toplumsal hassasiyetlerin bilincinde olan bireyler, ıslah sürecini içselleştirerek davranışlarına doğal bir oto-kontrol mekanizması geliştirmektedir.
Bu nedenle denetimli serbestlik uygulaması, yalnızca bireyler için değil toplum açısından da ciddi bir başarı ortaya koymaktadır.
Denetimli Serbestliğin 3 Yıla Çıkarılması Beklentisi
Elde edilen bu başarının sürdürülebilmesi adına, denetimli serbestlik süresinin 3 yıla çıkarılması artık kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Evde infaz ve #hafta sonu infaz gibi alternatif infaz modellerinin yaygınlaştırılması; cezaevi idare ve gözlem kurullarının daha pozitif ve çözüm odaklı yaklaşımıyla mümkün olacaktır.
Adalet Bakanlığı ve TBMM Adalet Komisyonu üyelerinin empatiyle meseleye yaklaşması halinde, hem mahkumların hem de toplumun beklentilerinin karşılanabileceği açıktır.
Sonuç olarak; 3 yıllık denetimli serbestlik süresine ilişkin düzenlemenin, #evde infaz ve #hafta sonu infaz uygulamalarıyla birlikte bir an önce hayata geçirilmesi, toplumda ciddi bir rahatlama sağlayacaktır.
IBAN Dolandırıcılığı Davalarında Beklentiler
İnfaz düzenlemelerine ek olarak, IBAN dolandırıcılığı davalarında yaşanan hukuki sorunlar da kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratmaktadır. Bu davalarda ağır ceza mahkemelerindeki dosyaların asliye ceza mahkemelerine devredilmesi, yaşanan mağduriyetleri ortadan kaldırmaya yetmemiştir.
Çoğu vakada asıl mağdur olan, banka hesabı bilgileri kötüye kullanılan ve dolandırıcı çetelerin kurbanı haline gelen vatandaşlar sanık sıfatıyla yargılanmaktadır. Bankaların sorumluluğu altında gerçekleşen bu işlemlerde sorumluluktan muaf tutulmaları, on binlerce insanın ve ailesinin ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmasına neden olmuştur.
Bu sorunun çözümü için, söz konusu suçların uzlaşma kapsamına alınması, hem yargı yükünü azaltacak hem de mağduriyetlerin giderilmesine katkı sağlayacaktır.
İç Cephe Sıkılaştırılmak İsteniyorsa Gerçekten
Siyasi söylemlerde sıkça dile getirilen “iç cephenin sıkılaştırılması” çağrıları, toplumsal adalet duygusu güçlendirilmeden karşılık bulamaz. Toplum, sürekli yeni taleplerle karşı karşıya bırakılmak yerine, adalet duygusunu pekiştiren düzenlemeler görmek istemektedir.
Basit suçlarda cezasızlık algısının ortadan kaldırılması adına yapılan orantısız yaptırım artışları, telafisi güç yeni sorunları beraberinde getirmektedir. Örneğin; bir gazetecinin mesleğini icra ederken farkında olmadan işlediği bir KVKK ihlali ile, şiddet içeren ağır bir fiil arasında ceza dengesinin kurulamaması, adalet algısını zedelemektedir.
Toplumsal Konsensüs Gerçeği
Hukukun temel amaçlarından biri, toplumsal konsensüsün tesis edilmesidir. Bu çerçevede dile getirilen sorunlar ve çözüm önerileri, adalet mekanizmasının daha sağlıklı işlemesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Umut, yetkililerin bu çağrılara kulak vererek daha kapsayıcı ve insani düzenlemeleri hayata geçirmesidir.
