Levent Mercan Siyaset

BEN SİYASETİ SEVİYORUM POLİTİKAYI DEĞİL

Ha siyaset ha politika ne farkı var diyebilisiniz. Ülkemizde ikisini de bir zannedenlerin çokluğu beni şaşırtmamakta.

BEN SİYASETİ SEVİYORUM POLİTİKAYI DEĞİL

Ha siyaset ha politika ne farkı var diyebilirsiniz. Ülkemizde ikisini de bir zannedenlerin çokluğu beni şaşırtmamakta.

levent mercan

ARALARINDAKİ FARKLA BAŞLAYALIM
Siyaset üretmekle başlar. Önce fikir üretirsin. Ürettiğin fikri projelendirirsin. Yarattığın projeyi hayata geçirmenin yolunu arasın. Başarırsan iyi siyasetçi olursun. Politika ise kelime anlamı antik yunana dayanan bir kelimedir. Özü de yalan söyleme ve söylediğin yalana inanacak kitleler bulmaktır. Fikir üretmene gerek yoktur. Hatta fikir sahibi bile olmalarını istemezsin kitlelerin. Çünkü kötü de olsa bir fikir üretebilen kitle, senin yarınlardaki yalanlarını önce sorgular, ikna olmazlarsa tepetaklak ediverirler.

NEDEN POLİTİKA DEĞİL DE SİYASET
Aslında birkaç denemede de bulundum siyaset arenasında. İlk denemem Liberal Demokrat Parti’de oldu. 2 sene ilçe başkanlığı sürdürdüm. Sonrasında politikacılığın siyasetçilere göre olmadığını düşündüm. Emekli General Osman Pamukoğlu’na inanmak istedim. HEPAR’ın Edremit ilçe başkanlığına atandım. Mazbatımın geldiğinin 4 ncü günü faks ile istifamı yollamayı onurlu gördüm. Orada da politikacılığın maksadını gördüm. Uzun aradan sonra geçtiğimiz aylarda TDP Balıkesir İl Başkan Yardımcısı olarak görev aldım. Balıkesir’de ilk kurucu ekipteydim. Hepinizin bildiği gibi gazeteciyim. Dün çok daha sert ifadelerle gazeteci olarak eleştirilerim vardı. Lakin üzerimizde üniforma var diye yaptığım eleştirileri politize etmeye kalkışan çapsız politikacılar sebebiyle, TDP maceramı da bitirmek durumunda kaldım. Vesselam politika bana göre değilmiş anladım.

NEDEN SEVİYORUM SİYASETİ?
Seviyorum hakikaten çok seviyorum siyaseti. Çünkü fikir üretiyorsun. Üretirken gördüğün olumsuzlukları halk için Hak’ça yapıyorsun.

Mesela geçen sene Savaştepe’de nefes almakta zorlanan insanların sorunlarını eleştirirken, çözüm de sundum. Geç de olsa, kısmen de olsa bir takım yaptırım ve tedbirler alındı. En azından Savaştepelilerin zehirlenmesine mani olabilecek hamlemi, gazetecilik mesleğimi icra ederek, siyaset üreterek gerçekleştirdim.

Bugün yine güzel bir gelişme oldu. Birkaç ay önce Savaştepe’de Sabır Nine’nin yaşadığı dramı aktardım. Bunu gazeteci sıfatımla ortaya dökerken siyaset üreterek de üsteledim. Savaştepe Belediye Başkanı Turhan Şimşek’in Sabır Nine’nin zor durumdaki hayatını güzelleştirmek için yaptıklarını gördüm. Önce Turhan Başkanı telefonla arayıp kendisine teşekkür ettim. Ardından da bugün web sayfamızdan da görmüşsünüzdür, çok büyük keyifle haberini de yayınladım.

Edremit’te ED-BEL’de yaşananları sert üslup ile geniş eleştiri sınırları içinde, siyasi eleştirilerin dozunu yükselterek dile getirdim. ED-BEL çalışanları özelden mesajlar atıyor. Ve mesajlarında; “Levent abi sen ne zaman maaşları neden yatırmıyorsun diye soruyorsun, o gece hesaplarımıza maaşlar yatıyor” diyorlar. Evine ekmek götürmekten başka derdi olmayan emekçilerin haklarını vaktinde yatırmayanları siyaseten eleştirerek yüklendiğim anda, bu sorun o an çözüme kavuşuyor ise benden mutlusu yok. Siyaseti işte bu yüzden seviyorum.

SORUN ASLINDA SİZ VATANDAŞLARDA
Neden faturayı sizlere kesiyor olabilirim diye düşündünüz mü acaba? Elhamdülillah müslümanız değil mi? Hani namazını eda etmek için sevdeye vardığınızda korktuğunuzu her ortamda söylediğiniz Allah’ı anıyorsunuz ya, oysa Allah’ın yarattıklarından daha fazla korktuğunuzu neden kendinize itiraf etmiyorsunuz. Belki de ediyorsunuz ama sizleri korkularınızın esir almasından dolayı olsa gerek ki, hala Allah’tan başka her şeyden korkar olmuşsunuz. Yok başkan bir şey der, yok izlerken ekran görüntümü alırlar hesap sorarlar, yok beni yanında görürlerse işimden ederler, beğeni yaparsam burnumdan getirirler diye diye kendi kendinizin ağılını yaratmışsınız da haberiniz yok. Sizlere hizmet etmek için her türlü yalana yeni gelinin sarıldığı gibi sarılanlardan öyle ürkmüşsünüz ki, kendi kendinize tiranlar yaratmışsınız. Oysa korktuklarınız var ya öyle korku tünellerinde yaşamaya çalışıyorlar ki, lakin bunu görmeye bile korkuyorsunuz.

Mesela bir sorum var hepinize; “evladınızı karşınıza alıp, ben seni bana veren Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmadım evladım” diyebilirmisiniz? Eminim ki bir çoğunuz bu sözleri asla diyemezsiniz. Neden biliyormusunuz? Korku imparatorluklarının surlarını kendi elleriniz ve iradenizle kendiniz ördünüz de ondan. Hiç bu toprağın altında nasıl hesap vereceğinizi düşündünüz mü? Hani haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır sözünü sosyal medyada çokça kullananlardansınız ya, farkında olmadan o şeytanla der anınızda pişpirik oynadığınızın farkındamısınız?

Sizlerin her bir yanınızı sarmış olan korku imparatorluklarının kolları, sizin sayenizde daha da büyüyecek. Öyle bir büyüyecek ki; size ömür veren Allah’ı unutup, iblisle pişpirik oynama huyunuz karakteristik özelliğiniz olup çıkacak. Size can verene değil korkudan nefesinizi tutmak zorunda kaldıklarınıza eğeceksiniz hep başınızı. Oysa denesinize bir kez olsun, 3 dakika nefes almamayı. Hadi tutun nefesiniz bakalım hanginiz dayanabilecek. 3 dakika bile nefessiz kalamayacak canı veren Allah’tan mı korkmanız gerekiyor yoksa nefesinizi kesen korkularınızdan mı?

Gerçeklerle yüzleşecek yüzünüz yok ise tövbe haşa sizi yaratan Allah’ı kandırmaya bari kalkmayın. Hani geçme arzusunda olduğunuz sırat var ya, işte o sıratı iblisle pişpirik oynayarak geçeceğini zanneden var ise aranızda, vah haline.

Paylaş

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

Sen de yorum yaparak katılım gösterebilirsin

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL